Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), yayınladığı 2024 yılı hayvansal üretim istatistikleriyle çiğ süt ve kırmızı et üretimindeki son durumu kamuoyuyla paylaştı. Veriler, tarım sektörünün önemli bir kolunu oluşturan hayvancılıkta dönüşümün sürdüğünü, üretim desenlerinde dengelenme sürecinin devam ettiğini gösteriyor. 2024 yılı itibarıyla çiğ süt üretimi büyüme trendini korurken, kırmızı etteki geçici düşüş, sektörün yeniden yapılanma sürecinde olduğunu işaret ediyor. Orta vadede yapısal iyileşmelerle birlikte iki alanda da istikrarlı artış bekleniyor.
Süt Üretiminde Artış Devam Ediyor
TÜİK verilerine göre, çiğ süt üretimi 2024 yılında bir önceki yıla kıyasla yüzde 4,7 artarak 22 milyon 487 bin 757 tona yükseldi. Bu artış, hem toplam hayvan varlığında sürdürülebilirliğin korunduğunu hem de süt verimliliğinin artırılmasına yönelik adımların sonuç verdiğini gösteriyor.
Sütün %58’i Sanayiye Gidiyor
TÜİK bu sene açıklanan veri setinde üretilen çiğ sütün kullanım dağılımını da ekledi. Bu kapsamda üretilen çiğ sütün dağılımına bakıldığında, yüzde 57,7’si süt toplama merkezleri ve işleme tesislerine gönderildi. Bu oran, sanayinin süt pazarındaki baskın konumunu sürdürdüğünü gösteriyor. Diğer yandan sütün yüzde 18,3’ü doğrudan tüketiciye, pastanelere ve dondurmacılara satılırken, yüzde 15,9’u üretici haneler tarafından işlenerek süt ürününe dönüştürülüyor.
Kalan yüzde 4,8’lik kesim hayvan besleme amacıyla kullanılırken, yüzde 1,1’i ev içi tüketim yoluyla değerlendirildi. Üretim ve işleme sürecinde oluşan kayıplar ise sadece yüzde 0,1 gibi düşük bir seviyede kaldı.

TÜİK
Kırmızı Et Üretiminde 278 Bin Tonluk Azalma
Rapora göre, kırmızı et üretimi 2024 yılında 2 milyon 105 bin 895 ton olarak tahmin edildi. Bu miktar, 2023 yılına göre yüzde 11,7’lik bir düşüşe karşılık geliyor. Başka bir ifadeyle ülkemiz, bir yıl içerisinde toplamda 278 bin tonluk kırmızı et üretim azalışı yaşadı.
Detaylara bakıldığında, sığır eti üretimi yüzde 11,2 oranında azalarak 1 milyon 483 bin 42 tona gerilerken, koyun eti üretimi yüzde 10,5 azaldı ve 509 bin 539 ton oldu. Keçi eti üretiminde yüzde 22,8 düşüş gözlemlenirken, manda eti üretimi ise yüzde 10,4 azalarak 13 bin 781 tona düştü. Et üretimine yönelik gerçekleşen düşüşler geçici bir arz ayarlaması ve pazar dengelemesi olarak değerlendirilmektedir.

TÜİK
İthalat Dengelenirken, Yerli Üretim Güçleniyor
2024 yılı hayvansal üretim verileri, ülkemiz hayvancılığının değişen dinamiklerini anlamak açısından önemli ipuçları sunuyor. Çiğ süt üretimindeki artış, sektörde verimlilik ve sürdürülebilirlik adına atılan adımların karşılık bulduğunu gösterirken; kırmızı et üretiminde yaşanan geçici düşüş, üretici tercihlerindeki değişimi ve maliyetlerin etkisini yansıtıyor.
Bu noktada, artan büyükbaş ve küçükbaş hayvan sayısı ile artan damızlık materyal sayısı çiğ süt üretimindeki artış ve kırmızı et üretimindeki azalışın öncü göstergesi olarak değerlendirilmektedir. Zira sürü varlığındaki artış; süt veriminde artış, kırmızı et üretiminde ise kesilen hayvan sayısı azaldığı için düşüşü desteklemektedir.
Ülkemizin sahip olduğu geniş meralar, zengin hayvan gen kaynakları ve yetişmiş insan gücü, hayvancılığın geleceği açısından ciddi bir potansiyel barındırmaktadır.
Verimlilik Odaklı Bir Geleceğe Doğru
2024 yılında uygulamaya konulan hayvansal üretimin planlanması, sözleşmeli üretimin yaygınlaştırılması ve ıslaha yönelik politikalar sonucunda 2024 yılı hayvansal üretim verilerinde, ülkemiz hayvancılığının, niceliksel büyümenin ötesine geçerek verimlilik temelli bir dönüşüm sürecine girdiğini açıkça ortaya koymaktadır. Çiğ süt üretimindeki artış, hayvan başına alınan verimin yükseldiğini; daha az kaynakla daha fazla üretimin mümkün kılındığını göstermektedir. Bu durum, üreticilerin teknolojiyi daha etkin kullanmaya başlaması, yemleme ve bakım süreçlerinde bilinçli tercihlere yönelmesi ve genetik ıslah uygulamalarının yaygınlaşmasıyla doğrudan ilişkilidir.
Buna karşılık kırmızı et üretiminde görülen geçici düşüş, sadece arz-talep dengesinin yeniden kurulma süreci değil, aynı zamanda üreticilerin uzun vadeli kazanç ve sürdürülebilirlik odaklı davranmaya başladığının da bir göstergesidir. Hayvan kesimi yerine süt verimiyle gelir sağlama eğilimi, hayvan varlığının korunmasına katkı sağlarken, sektörün istikrarlı büyümesini de desteklemektedir.
Ülkemizin sahip olduğu biyolojik çeşitlilik, doğal kaynaklar ve insan gücü, hayvancılığı ileriye taşıyacak sağlam temeller sunmaktadır ve bu potansiyelin değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Verimlilik odaklı politikaların kararlılıkla sürdürülmesi halinde, gelecekte daha üretken, daha dayanıklı ve küresel ölçekte rekabet edebilen bir hayvancılık sektörü bizleri beklemektedir. Bu da hem ekonomik kalkınmaya hem de gıda güvenliğine güçlü bir katkı anlamına gelmektedir.
2025 ve sonrası için umut veren bu veriler, doğru planlama ve destekle ülkemizin hem kendi vatandaşını besleyebilecek hem de dış pazarlarda rekabet edebilecek bir hayvansal üretim gücüne ulaşabileceğinin işaretidir.
