1. Makaleler
  2. Makale
  3. Hayvancılık
  4. Veteriner İlaçlarında Etkinlik ve Güvenlik Çalışmalarının Ulusal ve Uluslararası Mevzuatı

Veteriner İlaçlarında Etkinlik ve Güvenlik Çalışmalarının Ulusal ve Uluslararası Mevzuatı

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Veteriner ilaçlar, yalnızca hayvan sağlığının korunmasında değil, aynı zamanda toplum sağlığının güvence altına alınmasında da stratejik bir rol üstlenmektedir. Hayvansal üretimde kullanılan ilaçların güvenli, etkili ve bilimsel temellere dayalı olması; zoonotik hastalıkların yayılımını önlemenin, gıda güvenliğini sağlamanın ve antimikrobiyal direnç gibi küresel tehditlere karşı mücadele etmenin ön koşuludur. Bu nedenle veteriner tıbbi ürünlerin geliştirilmesinden ruhsatlandırılmasına, etkinlik ve güvenlik testlerinden kalıntı değerlendirmelerine kadar tüm süreçlerin ulusal ve uluslararası mevzuatlarla sıkı şekilde düzenlenmesi büyük önem taşımaktadır.

Bu kapsamda hazırlanan aşağıdaki seminer çalışması, veteriner ilaçların etkinlik ve güvenlik çalışmalarını çok boyutlu bir bakış açısıyla ele almakta; ruhsatlandırma sürecinden klinik denemelere, toksikolojik analizlerden çevresel güvenliğe kadar geniş bir yelpazede bilimsel ve yasal dayanakları ortaya koymaktadır. “Tek Sağlık” yaklaşımı doğrultusunda insan, hayvan ve çevre sağlığını birlikte değerlendiren bu yaklaşım, günümüz veteriner farmakolojisinin temelini oluşturan düzenleyici çerçeveyi bütüncül biçimde sunmaktadır.


Seminer: Ankara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Veteriner Fakültesi Farmakoloji ve Toksikoloji Anabilim Dalı

Hazırlayan: Kerem Derin – Danışman: Prof.Dr. Ender Yarsan

1. Veteriner İlaçlarının Önemi ve Düzenleyici Çerçeve

Veteriner ilaçlar, hayvan hastalıklarının tedavi ve önlenmesinde, hayvan refahının sağlanmasında, enfeksiyonların kontrolünde ve bağışıklık yanıtlarının yönetiminde kritik rol üstlenmektedir. Ayrıca, hayvansal gıdalarda kalıntı bırakma riski nedeniyle gıda güvenliği açısından da büyük öneme sahiptir. Bu sebeple, maksimum kalıntı limitleri (MRL) ve bekleme sürelerinin belirlenmesi gereklidir.

Zoonotik hastalıkların kontrolünde ve halk sağlığının korunmasında da etkili olan veteriner ilaçlar, özellikle antimikrobiyallerin kontrolsüz kullanımı nedeniyle direnç gelişimine yol açarak ciddi sağlık tehditlerine neden olabilir. Bu nedenle, insan, hayvan ve çevre sağlığını bir bütün olarak ele alan “Tek Sağlık” yaklaşımı benimsenmelidir.

Türkiye’de veteriner ilaçlar, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından düzenlenmekte olup, üretim, satış ve dağıtım aşamaları yasal mevzuat kapsamında sıkı kontrol altındadır. Üretim İyi Üretim Uygulamaları (GMP) doğrultusunda yapılmalı, satış ve dağıtım yalnızca yetkilendirilmiş kanallar aracılığıyla gerçekleştirilmelidir. Ürünlerin advers etkileri izlenmeli ve Bakanlığa raporlanmalıdır. Tanıtım faaliyetleri ise sadece sağlık meslek mensuplarına yönelik yürütülmelidir.

Uluslararası alanda düzenleyici kurumlar arasında ABD’de FDA/CVM, AB’de EMA ve Avrupa Farmakopesi (Ph. Eur.), Birleşik Krallık’ta VMD ve Avustralya’da APVMA bulunmaktadır. VICH ve PIC/S ise düzenlemeler arası teknik uyumu hedefleyen kuruluşlardır. Veteriner ilaç kalıntılarının kontrolü, uluslararası ticarette kritik öneme sahiptir ve Codex Alimentarius Komisyonu tarafından belirlenen MRL ve Risk Yönetimi Önerileri (RMR) uluslararası standart olarak kabul edilir.

Sonuç olarak, veteriner ilaç düzenlemeleri küresel ölçekte ürün güvenliği, etkinlik, kalite, halk sağlığı, hayvan refahı ve çevresel sürdürülebilirliği güvence altına almayı hedeflemektedir.

2. Veteriner İlaçlarında Ruhsatlandırma Süreci ve Geliştirme Aşamaları

Veteriner ilaçların ruhsatlandırılması, hayvan sağlığı ve gıda güvenliğini sağlamak amacıyla kalite, etkinlik ve güvenlik verilerinin (farmakokinetik, klinik etkinlik, PK/PD) detaylı incelenmesine dayanır. İnsan sağlığı için ADI, hayvansal gıdalarda MRL ve WP değerleri belirlenir. Türkiye’de süreç “Veteriner Tıbbi Ürünler Hakkında Yönetmelik” ile, AB’de Regulation (EU) 2019/6 ile düzenlenir.

Başvuru dosyasında genel özet, kalite, güvenlik ve etkinlik dokümantasyonu bulunmalıdır. İlaç geliştirme aşamaları; hedef belirleme, doğrulama, in silico/in vitro/ex vivo/in vivo hit tarama ve lider bileşik optimizasyonu adımlarından oluşur. Sürecin amacı, güvenli, etkili ve sürdürülebilir farmakolojik ajanlar sunmaktır.

Veteriner İlaç Geliştirme Süreci

Hedef Belirleme ve Keşif/Uygunluk Aşamaları: Veteriner ilaçların ruhsatlandırılması, hayvan sağlığı ve gıda güvenliğini sağlamak amacıyla kalite, etkinlik ve güvenlik verilerinin (farmakokinetik, klinik etkinlik, PK/PD) detaylı incelenmesine dayanır. İnsan sağlığı için ADI, hayvansal gıdalarda MRL ve WP değerleri belirlenir. Türkiye’de süreç “Veteriner Tıbbi Ürünler Hakkında Yönetmelik” ile, AB’de Regulation (EU) 2019/6 ile düzenlenir.

Başvuru dosyasında genel özet, kalite, güvenlik ve etkinlik dokümantasyonu bulunmalıdır.

İlaç geliştirme süreci; terapötik hedeflerin biyoinformatik, genetik ve fenotipik analizlerle belirlenmesi, biyokimyasal ve kimyasal genomik yöntemlerle doğrulanması, in silico, in vitro, ex vivo ve in vivo aşamalarında ‘hit’ moleküllerin taranması ve seçilen hitlerden lider bileşikler geliştirilerek farmakolojik özelliklerinin optimize edilmesi adımlarından oluşur.

Lider Bileşik Belirleme ve Optimizasyonu: Lider bileşik optimizasyonu, seçilen bileşiğin hedef reseptördeki etkinliğini ve farmasötik performansını yapısal ve farmakokinetik özelliklerinin iyileştirilmesiyle artırmayı kapsar. Bu aşamada, PBPK modelleme gibi hesaplamalı yöntemlerle farklı tuz ve kristal formların çözünürlük, biyoyararlanım ve in vivo farmakokinetik profilleri karşılaştırılarak en uygun form belirlenir ve hayvan deneylerinin sayısı azaltılır.

Klinik Öncesi (Preklinik) Çalışmalar: Preklinik değerlendirme aşamasında aday ilaçların doz aralığı, farmakokinetik ve toksikolojik profili in vitro ve in vivo testlerle belirlenir. Bu aşama; tek ve tekrarlayan doz toksisite testleri, güvenlik farmakolojisi, genotoksisite analizleri ve farmasötik ön formülasyon çalışmalarını kapsar. PBPK modelleme, verilerin hedef türlere uyarlanması ve maruziyet-yanıt ilişkisinin öngörülmesinde önemli avantaj sağlar.

Erken ve Geç Faz Geliştirme / Klinik Aşamalar: Veteriner ilaç geliştirme süreci, insan ilaçlarına benzer aşamalar izler. Klinik öncesi dönemde aday ilacın güvenlik, toksisite ve başlangıç dozunun belirlenmesi için in vitro ve in vivo çalışmaları yapılır. Onay sonrası Faz I–II çalışmaları farmakokinetik ve doz aralığı değerlendirmelerini, Faz III çalışmaları ise geniş hayvan gruplarında etkinlik, gıda hayvanlarında kalıntı süreleri, hedef tür güvenliği ve çevresel etkileri inceler. Ruhsat sonrası dönemde advers reaksiyon izleme ve farmakovijilans faaliyetleri sürdürülür.

İlaç Onayı ve Pazarlama Sonrası İzleme: Formülasyon geliştirme ile preklinik ve klinik çalışmalardan elde edilen güvenlik ve etkinlik verileri tamamlandıktan sonra, ruhsatlandırma başvurusu ilgili otoritelere (Türkiye’de Tarım ve Orman Bakanlığı; ABD’de FDA; Hindistan’da CDSCO vb.) iletilir. Başarılı saha denemileri ve kapsamlı veri sunumuyla hazırlanan dosya değerlendirmeye alınır ve pazarlama onayı verilir. Onay sonrası dönemde ise farmakovijilans faaliyetleri kapsamında gözlemsel izlemelerle nadir veya geç ortaya çıkan advers etkiler takip edilir.

Süre ve PBPK Modellerinin Önemi: Veteriner ilaç geliştirme süreci genellikle 3–6 yıl sürer. PBPK modelleri, kaynak kullanımını optimize edip hayvan deneylerini azaltarak zaman ve maliyet tasarrufu sağlasa da tahmin hataları ve yazılım uyumsuzlukları gibi teknik sınırlamalar taşır.

3. Etkinlik ve Güvenlik Çalışmalarının Temel Amacı

Etkinlik ve güvenlik çalışmalarının amacı, veteriner ilaçların hedef hayvanda beklenen etkiyi gösterip güvenli sınırlar içinde kalıp kalmadığını belirlemektir. Etkinlik değerlendirmesinde ilacın mikrobiyal veya fizyolojik hedef üzerindeki etkisi MİK ve PK/PD modellemeleriyle incelenir. Güvenlik çalışmalarında ise advers etkilerin şiddet ve sıklığı analiz edilir; antimikrobiyallerde ayrıca direnç gelişimi ve kalıntı riski de gözetilir.

4. Veteriner İlaçlarında Güvenlik Çalışmaları

Veteriner ilaç güvenliği, sadece hedef hayvan kullanımıyla sınırlı kalmayıp kullanıcı sağlığı, çevresel maruziyet ve gıda zinciri yoluyla insan maruziyeti de kapsar; amaç potansiyel advers etkileri belirlemek, bilimsel olarak değerlendirmek ve yönetmektir. Güvenlik dosyaları, hayvan toksisitesi, insanlarda kalıntı maruziyeti, mesleki riskler ve çevresel etkiler olmak üzere dört ana başlıkta yapılandırılmalıdır.

4.1. Veteriner İlaçlarında Güvenlik Çalışmalarının Amaçları

Hedef Hayvan Türlerinde Güvenlik: İlacın hedef hayvanda, önerilen doz ve uygulama süresi içinde güvenli olup olmadığı; olası advers etkiler ve toksisite riski göz önünde bulundurularak değerlendirilir.

Antimikrobiyal Direncin Değerlendirilmesi: Antimikrobiyal ilaçlar, dirençli mikroorganizmaların gelişimine neden olabilir. Bu nedenle, bu ilaçların antimikrobiyal direnç (AMR) üzerindeki etkileri dikkatle değerlendirilir. Ayrıca, düşük kaliteli ürünler ve yanlış kullanımın direnç oluşumunu hızlandırabileceği de göz önünde bulundurulur.

İnsan Sağlığının Korunması: Veteriner ilaç kalıntıları et, süt ve yumurtaya geçebileceğinden, atılım süreci incelenir ve kalıntı düzeyinin MRL altına indiği bekleme süresi belirlenir. İlaç ve metabolitlerinin insan sağlığına etkisini değerlendirmek amacıyla tekrarlayan doz toksisite, genotoksisite, karsinojenite ve gelişimsel toksisite testleri yapılır; elde edilen veriler ADI ve ARfD gibi maruziyet limitlerinin hesaplanmasında kullanılır.

Kullanıcı Güvenliği: Veteriner ilaçlara mesleki olarak maruz kalan bireyler için oluşabilecek riskler mutlaka değerlendirilmelidir. Bu kapsamda, güvenlik bilgi formları, kişisel koruyucu ekipman ve iş sağlığı önlemleri gibi risk azaltıcı stratejiler geliştirilir.

Çevresel Güvenlik: Çevresel güvenlik çalışmaları, veteriner ilaçların dışkı, idrar veya doğrudan salınım sonrası çevredeki etkilerini inceler; özellikle kalıcı, biyobirikimli ve toksik (PBT) ile çok kalıcı ve çok biyobirikimli (vPvB) bileşenlerin tespiti kritik öneme sahiptir.

4.2. Güvenlik Çalışmaları

Ürünün ve Etken Madde(lerin) Kesin Tanımlanması: Bu bölüm, veteriner ilaçların kalite, güvenlik ve etkinliğini belgeleyen teknik dosyanın temelini oluşturur; ilk adımda INN, IUPAC adı ve CAS numarası ile etken madde ve ürün net biçimde tanımlanır. Moleküler formül, molekül ağırlığı ve safsızlık profili yapıyı, toksisite potansiyelini ve stabiliteyi belirlerken; fizikokimyasal özellikler çözünürlük, kararlılık ve biyoyararlanımı doğrudan etkiler.

Farmakokinetik (PK) ve Farmakodinamik (PD) Çalışmaları: Farmakokinetik (ADME) ve farmakodinamik çalışmaları, ilacın emilim, dağılım, metabolizma ve atılım profiliyle vücut üzerindeki etkilerini değerlendirir; bu veriler, yüksek doku kalıntıları veya dozla ilişkili toksik etkilerin nedenlerinin açıklanmasında hayati öneme sahiptir.

Hedef Hayvan Güvenliği (TAS) Çalışmaları: Bu çalışmalar, ilacın önerilen koşullarda hedef hayvanda güvenliğini değerlendirir; güvenlik marjını belirleyip doz aşımı veya uzun süreli kullanımın advers etkilerini saptamayı amaçlar. GLP uyumlu laboratuvar testleri, genellikle önerilen dozun katları ve uzatılmış tedavi süreleriyle yürütülür. Gerektiğinde enjeksiyon bölgesi, üreme sistemi ve süt bezi güvenliği için özel testler de yapılır.

Toksisite Mekanizması Çalışmaları: Bu çalışmalar, advers etkilerin biyolojik mekanizmalarını ortaya koyarak güvenlik verilerinin yorumlanmasını ve insan sağlığı risk değerlendirmesini kolaylaştırır.

Tek Doz Toksisite Testleri: Tek doz toksisite testleri, kısa süreli maruziyet sonrası olası advers etkileri belirleyerek Akut Referans Doz (ARfD) değerini saptamayı amaçlar ve hayvan refahını gözeten 3R (yerine koyma, azaltma, iyileştirme) prensipleri çerçevesinde yürütülür.

Tekrarlanan Doz Toksisite Testleri (90 Günlük ve Kronik): Tekrarlayan doz toksisite testleri, uzun süreli maruziyetin hedef organlardaki toksik etkilerini ve uç noktalarını belirleyerek NOAEL (olumsuz etki yaratmayan doz) değerini saptamayı amaçlar.

Üreme Toksisitesi Testleri: Üreme toksisitesi testleri, veteriner ilaç kalıntılarının gıda güvenliğini değerlendirmek için yapılır; özellikle damızlık hayvanlar ve meme içi uygulamalar için özel üreme güvenliği çalışmalarına ihtiyaç vardır.

Gelişimsel Toksisite Testleri: Gelişimsel toksisite testleri, ilaçların embriyo ve fetüs üzerindeki olası zararlarını inceleyerek insan sağlığına yönelik potansiyel riskleri ortaya koyar.

Genotoksisite Testleri: Genotoksisite testleri, ilaçların genetik materyalde oluşturabileceği hasarları değerlendirerek potansiyel genetik riskleri belirlemeyi amaçlar.

Karsinojenite Testleri: İnsan gıdasındaki veteriner ilaç kalıntılarına maruz kalan bireylerde tümör indükleme potansiyelini değerlendirmek amacıyla yapılır.

Özel Testler: Özel toksikoloji çalışmaları, ilacın güvenlik profiline dair derinlemesine analizler yaparak temel ve ek test bulgularını birbirine bağlar; örneğin insan bağırsak mikroflorası üzerindeki etkiler de bu kapsamda incelenebilir.

Kalıntı Tükenmesi ve Tüketici Güvenliği Çalışmaları: Kalıntı çalışmaları, yenilebilir dokulardaki kalıntı düzeylerini belirleyip güvenli tüketim için gerekli çekilme süresini tespit etmeyi amaçlar.

Metabolizma ve Kalıntı Kinetiği Çalışmaları:

Kalıntı arınma çalışmaları, uygulamadan sonra yenilebilir dokulardaki kalıntı miktarı, niteliği ve azalış süresini değerlendirir.

Laboratuvar Hayvanı Karşılaştırmalı Metabolizma Çalışmaları: Toksikolojik testler sırasında laboratuvar hayvanlarının maruz kaldığı metabolitleri karakterize etmek amacıyla yürütülür.

Marker Kalıntı Tükenme Çalışmaları: Kalıntı sınıflandırma çalışmaları, çekilme süresinin belirlenmesi için veri sağlar ve 3R prensiplerine uygun olarak yürütülmelidir.

Analitik Metot Validasyonu: Analitik yöntemlerin doğruluk, hassasiyet, güvenilirlik ve geçerlilik açısından validasyonu, kalıntı tükenme çalışmalarında zorunludur.

Kabul Edilebilir Günlük Alım (ADI) ve Maksimum Kalıntı Limitleri (MRL): Kalıntı güvenliği, NOAEL’e dayanarak belirlenen ADI ile değerlendirilir; çekilme süresi ise gıdalarda zarar verecek düzeyde kalıntı kalmaması için gereken asgari süredir.

Akut Referans Doz (ARfD): Akut Referans Doz (ARfD), tek öğün veya bir günlük maruziyette oluşabilecek akut etkileri önlemek için katmanlı 3R uyumlu bir değerlendirmeyle belirlenen sınır değerdir.

Enjeksiyon Bölgesi Kalıntıları: Enjeksiyon bölgesi kalıntı çalışmaları, uygulama bölgesindeki kalıntı miktarını ve süresini belirleyerek hayvan sağlığı ve gıda güvenliğini sağlamayı amaçlar.

Genel Güvenlik Değerlendirmeleri: Veteriner ilaç kalıntılarının güvenliğini belirlemek için sistemik toksisite, üreme-gelişim toksisitesi, genotoksisite, karsinojenite ve bağırsak mikrobiyotası etkilerini kapsayan toksikolojik testlerle NOAEL değeri saptanır; bu değer ADI hesaplamalarının temelini oluşturur. Uluslararası test standartlarının uyumlaştırılması ise ruhsatlandırma sürecinin etkinliğini artırır.

Genel Güvenlik ve Toksisite Değerlendirme Prensipleri

Klinik Dışı Güvenlik Çalışmaları: Veteriner ilaçların toksikolojik ve farmakokinetik güvenlik profilleri, GLP uyumlu nonklinik laboratuvar hayvanı çalışmalarıyla belirlenir.

Çalışma Kalitesi ve Tasarımı: Körleştirme, hayvan deneylerinde gözlemci yanlılığını azaltırken; meta-analizler birden fazla çalışmanın verilerini birleştirerek daha güvenilir ve bütüncül sonuçlar sağlar.

3R Prensibi: Hayvan deneyleri, 3R (Replacement, Reduction, Refinement) ilkelerine göre tasarlanır; katmanlı test yaklaşımlarıyla ARfD belirlemede hayvan kullanımı en aza indirilir.

In Vitro ve In Silico Modeller: In vitro ve in silico yöntemler, genel prensiplere göre veteriner ilaç güvenlik değerlendirmelerine uyarlanabilir; ancak veteriner protokol ayrıntıları hâlen sınırlıdır.

Mutajenik Safsızlıkların Değerlendirilmesi: DNA reaktif safsızlıkların toksikolojik değerlendirilmesi ve kontrolü, kullanıcı ile hedef hayvan güvenliği için kritik olup; bu amaçla Toksikolojik Endişe Eşiği (TTC) yaklaşımı uygulanabilir.

Nanopartikül Toksisitesi: Nanopartiküllerin toksikolojik profili, boyut, şekil ve yüzey kimyası gibi fizikokimyasal özelliklere bağlı olarak değişir.

5. Veteriner İlaçlarında Etkinlik Çalışmaları

Veteriner ilaç etkinliği, koruyucu, tedavi edici veya fizyolojik etkileri oluşturma kapasitesiyle tanımlanır; pazarlama izni için kaliteye ek olarak insan sağlığı, çevresel güvenlik, hedef türde etkinlik ve toleransın bilimsel verilerle kanıtlanması gerekir.

5.1. Veteriner İlaçlarında Etkinlik Çalışmalarının Amaçları

Etkinlik çalışmaları, ilacın önerilen endikasyon, doz, uygulama süresi ve yoluna uygun olarak hedef türlerde terapötik etkiyi bilimsel olarak doğrulamayı amaçlar.

Ürünün Amacına Uygun Çalıştığını Doğrulama: Veteriner ilaç, prospektüste belirtilen tedavi edici, koruyucu veya fizyolojik etkileri hedef türde bilimsel verilerle kanıtlamalıdır.

Hayvan Sağlığı ve Refahını Sağlama: Etkinliği bilimsel olarak kanıtlanmış veteriner ilaçlar, hayvan sağlığının korunması ve refah düzeyinin artırılmasına önemli katkı sağlar.

Kamu Sağlığını Koruma: Gıda amaçlı hayvanlarda veteriner ilaçlar, hayvan sağlığını destekleyerek zoonotik patojen yayılımını azaltır; antimikrobiyallerde ise önerilen doz ve süre içinde etkinliğin kanıtlanması, AMR riskinin kontrolünde kritik öneme sahiptir

Gıda Güvenliğini Sağlama: Gıda amacıyla yetiştirilen hayvanlarda veteriner ilaçların etkin ve uygun kullanımı, ilaç kalıntı düzeylerinin izin verilen MRL’nin altında tutulmasına katkı sağlar

Ruhsatlandırma Gerekliliklerini Karşılama: Birçok ülkede ruhsatlandırma için etkinlik ve hedef tür tolerans verilerinin sunulması zorunludur; bu sayede etkinlik çalışmaları hem geliştirme sürecinin kritik aşamasını oluşturur hem de prospektüsteki bilgilerin bilimsel temele dayanmasını sağlar.

5.2. Etkinlik Çalışmaları

Veteriner ilaç etkinliği, kontrollü laboratuvar ve doğal ortam saha çalışmalarında değerlendirilir; tasarımda hayvan sayısını en aza indirmeyi amaçlayan 3R (İyileştirme, Azaltma, Yerine Koyma) ilkelerine dikkat edilir.

Hedef Hayvan Klinik Çalışmaları: Saha çalışmaları, veteriner ilacın hedef türlerde belirlenen koşullar altında etkinlik ve güvenliğini (toleransını) değerlendirir. Bu çalışmalar, ruhsatlandırma için gerekli kanıtları sağlar ve GCP standartlarına uygun yürütülmelidir.

Biyoeşdeğerlilik (BE) Çalışmaları: Biyoeşdeğerlik (BE) çalışmaları, referans ve jenerik ürünlerin aynı etken madde için biyoyararlanım eşdeğerliğini kanıtlamayı amaçlar. Bu sayede jeneriğin referansla aynı oranda ve derecede emildiği gösterilir; maliyetler düşerken erişilebilirlik artar ve hayvan kullanımı azalır. BE çalışmaları genellikle in vivo yürütülür, bazı durumlarda in vitro yöntemler de kullanılabilir; en hassas değerlendirme plazma düzeylerinin ölçülmesidir.

Lezzetlilik (Palatabilite) Çalışmaları: Palatabilite çalışmaları, özellikle oral yolla uygulanan veteriner ilaçlarda ilacın hayvan tarafından kabul edilme derecesini değerlendirir; zira etkinliği yüksek bile olsa reddedilmesi tedavi başarısını olumsuz etkiler.

Antimikrobiyal Direnç ile İlgili Çalışmalar: Antimikrobiyallerin ruhsatlandırmasında etkinliğin yanı sıra AMR riski de değerlendirilir; bu amaçla ilacın kimyasal yapısı, etki mekanizması ve spektrumu, direnç mekanizmaları ile farmakokinetik özellikleri analiz edilir.

Destekleyici Pre-klinik Çalışmalar: Farmakolojik, toksikolojik ve kalıntı değerlendirmelerini içeren preklinik çalışmalar, klinik aşamaya geçmeden önce ürünün güvenliği ve potansiyel etkileri hakkında temel bilgiler sağlar ve GLP ilkelerine uygun yürütülür.

İstatistiksel Prensipler: Klinik ve güvenlik çalışmalarında, tedavi etkilerinin doğru tahmin edilmesi, güven aralıklarının belirlenmesi ve hipotez testlerinin sağlıklı yürütülmesi amacıyla istatistiksel prensiplerin tasarım ve analiz aşamalarında uygulanması, sonuçların geçerliliğini ve güvenilirliğini sağlar.

Ankara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Veteriner Fakültesi Farmakoloji ve Toksikoloji Anabilim Dalında 18 Haziran 2025 tarihinde sunulan Seminerinden özetlenmiştir.